TÜRK MEDENİ KANUNU’NDA KİŞİLİK HAKKININ KORUNMASI -PART 2-

Temmuz 10, 2021 10 dakikada okuyabilirsiniz. 4 Görüntüleme

I. KİŞİLİK HAKKI İHLALİNDE DAVALAR

Bir önceki yazımızda açıklanan koruma bağlamında; TMK kapsamında kişilik hakkının ihlal edilmesi yaptırıma bağlanmıştır. Kişinin rızasıyla kişilik hakkının ihlal edildiği durumlarda (TMK md. 23’teki korumaya ilişkin)  TBK md. 27 uygulama alanı bulacaktır. Buna göre: “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.”

Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi meselesi, genel hükümlerden TMK md. 23 ve 24, özel hükümlerden ise ismin korunması (TMK md. 26), resim ve mektupların korunması (FSEK md. 84)  altında değerlendirilmelidir

TMK md. 24 ile korunan (kişinin rızası olmaksızın kişilik hakkının ihlal edilmesi) kişilik hakkının ihlalinde izlenecek yok aynı maddenin 1 inci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.” Üçüncü bir kişi tarafından hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse dava açmak suretiyle korunma talep edebilecektir.

Anılan durumda koruma talep edilmek için açılabilecek davalar TMK md. 25’te düzenlenmiştir. Bunlar “önleme davası”, “durdurma davası”, “tespit davası”, “tazminat davaları” ve “vekaletsiz iş görme davası” dır. Aşağıda davaların niteliği, kişisel verilerin korunması bağlamında açıklanacaktır.

1. Önleme Davası:  TMK md. 25/1’de yer alan: “Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini… isteyebilir.” Hükmünden de anlaşıldığı üzere kişilik haklarının saldırıya uğramadığı ancak böyle bir hukuka aykırı saldırının gerçekleşeceğine yönelik bir tehlikenin varlığı durumunda saldırının engellenmesinin dava yoluyla istenmesidir. Kanaatimce önleme davası, niteliği bakımından kişisel verilerin korunması için etkili değildir. Gerçekten de gelişen teknolojiyle kişisel verilerin  (örneğin hukuka aykırı olarak) işlenmesi öncesinde bir tehlike meydana çıkmamakta “bir tık” ile verilerimiz işlenebilmektedir. Dolayısıyla bu hüküm, KVKK’de geliştirilerek örneğin özel nitelikteki bazı kişisel verilerin işlenmesinin kural olarak yasak olması, kişisel verilerin ancak toplandıkları amaç için kullanılabilecek olmaları ve kişisel veri bankası kuran kişi/kurumların veri siciline kayıt olma zorunluluğu gibi biçimlerde karşımıza çıkarak önleyici işlevi yerine getirmektedir.

2. Durdurma Davası: TMK md. 25/’deki: “Davacı, hâkimden… sürmekte olan saldırıya son verilmesini… isteyebilir.” Hükmü uyarınca kişilik haklarına yönelik saldırı mevcut olan kimse, saldırının devam etmesi ve hukuka aykırı olması şartlarının sağlanması durumunda saldırının durdurulmasını isteyebilir. KVKK’deki saldırının durdurulmasına yönelik düzenleme ise md. 15 /7’de yer almaktadır. Buna göre: “Kurul, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırılık olması hâlinde, veri işlenmesinin veya verinin yurt dışına aktarılmasının durdurulmasına karar verebilir.” Görüldüğü üzere TMK’den farklı olarak kişisel verilerin işlenmesinin durdurulması için iki şart aramaktadır. İlki; veri işleme nedeniyle tazmini zor veya imkansız zararların meydana gelmesi, ikincisi ise; veri işlemenin açıkça hukuka aykırı olmasıdır. Dolayısıyla özel kanun düzenlemesi nedeniyle TMK’deki düzenlemenin değil KVKK’deki düzenleme bağlamında şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi halinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararıyla “durdurma” mümkün olacaktır.

3. Tespit Davası: TMK md. 25/’deki: “Davacı, hâkimden… sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.” Düzenlemesine göre kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırının bitmiş fakat etkilerinin devam etmesi halinde tespit davası açılabilmektedir. Bu davanın amacı saldırının hukuka aykırılığını tespit etmektir. Anılan dava iki kişi veya belirli taraflar arasında açılıp saldırının hukuka aykırılığına karar verildiğinde amaca ulaşılmış olmaktadır. Ancak kitle iletişim araçlarıyla kişilik haklarına saldırı olması durumunda saldırının hukuka aykırılığının tespiti yalnızca taraflarca bilinebileceğinden ve saldırıdan haberdar olanlarca öğrenilmesi mümkün olmayacağından tespit davası amacına ulaşamayacaktır. 

Bu durumu engellemek amacıyla TMK md. 25/2’de “Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla hukuka aykırılığı tespit edilen bir kişilik hakkına yönelik saldırının, taraf olmayanlarca da öğrenilmesi imkanı getirilmiştir. 

Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi suretiyle kişilik hakkı ihlal edilen kimse de KVKK geçici md. 1’e göre: “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenmiş olan kişisel veriler, yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde bu Kanun hükümlerine uygun hâle getirilir. Bu Kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edilen kişisel veriler derhâl silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. Ancak bu Kanunun yayımı tarihinden önce hukuka uygun olarak alınmış rızalar, bir yıl içinde aksine bir irade beyanında bulunulmaması hâlinde, bu Kanuna uygun kabul edilir.”  Hükümden anlaşılacağı üzere KVKK’nin yayım tarihi olan 07/04/2016 tarihinden itibaren 2 yıl içinde kanuna uygun hale getirilmelidir. Ancak KVKK’ye aykırı olarak işlenmiş kişisel verilerin tespit edilmesi durumunda bu veriler derhal silinmeli, yok edilmeli veya anonim hale getirilmelidir. Görüldüğü üzere TMK’deki tespit davasının KVKK’deki görünümü olarak nitelendirilebilecek bir mekanizma geliştirilmiştir. Buna göre; hukuka aykırı olarak kişisel veri işlemenin tespit edilmesi halinde bu verilerin akıbeti hakkında düzenleme yapılmıştır. Böyle bir durumda artık TMK md. 25/1 değil, özel hüküm niteliğindeki KVKK geçici madde 1/3 uygulama alanı bulacaktır.

4. Tazminat Davaları

Yukarıda açıklanan dava yollarına ek olarak TMK md. 25/3’te yer alan; “Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.” hükmü uyarınca kişilik haklarına saldırı meydana gelen kimse, maddi, manevi tazminat ve kazancın iadesi yoluna başvurabilmektedir. KVKK md. 11/1-ğ maddesinde ise Kişisel verileri kanuna aykırı olarak işlenen kişi, bu nedenle zarara uğramışsa, bu zararın  tazminini talep edebilecektir. Dolayısıyla, kişisel verileri hukuka aykırı olarak işlenen ve bu sebeple zarara uğrayan kişi TMK md. 25/3’teki tazminat kurumuna başvurabilecektir. TMK’de maddi ve manevi tazminat davalarının şartları düzenlenmediğinden maddi tazminat davası TBK md. 49, manevi tazminat davası ise TBK md. 58 kapsamında ele alınacaktır.

a) Maddi Tazminat Davası:

Mutlak haklardan olan kişilik hakkının hukuka aykırı bir davranışla saldırıya maruz kalması şüphesiz haksız bir fiildir ve TBK  md. 49 uyarınca saldırganın kusurunun da bulunması şartıyla hakkı ihlal edilen saldırgandan maddi tazminat talebinde bulunabilir. Maddi tazminat davası açılabilmesinin şartları; hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen fiil neticesinde meydana gelen zarar, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı ve zarar verenin kusurudur. Bu bağlamda kişisel verilerin de hukuka aykırı işlenmesi bir kişilik hakkı ihlali ve dolayısıyla haksız fiil niteliğinde olduğundan (KVKK md. 11/1-ğ delaletiyle) zarara uğrayan ilgili kişi, somut olayın özeliklerine göre hukuka aykırı ve kusurlu veri işleyenden (veri sorumlusundan ve/veya veri işleyenden) maddi tazminat talebinde bulunabilecektir.

b) Manevi Tazminat Davası:

TBK md. 58/1’e göre: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” Ancak manevi tazminattan bahsedebilmemiz için ortada bir haksız bir saldırı olması, bu saldırı neticesinde manevi bir zararın meydana gelmesi ve saldırı fiiliyle zarar arasında uygun illiyet bağının olması gerekmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi kişilik hakkına yönelik bir saldırı niteliğindedir ve bu sebeple (KVKK md. 11/1-ğ delaletiyle) zarara uğrayan ilgili kişi, somut olayın özeliklerine göre hukuka aykırı ve kusurlu veri işleyenden (veri sorumlusundan ve/veya veri işleyenden) manevi tazminat talebinde bulunabilecektir.

c) Vekaletsiz İş Görme Nedeniyle Kazancın İadesi:

TMK md. 25/3 hükmüne göre: “Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.”  Ek olarak TBK md. 530’a göre: “İşsahibi, kendi menfaatine yapılmamış olsa bile, işgörmeden doğan faydaları edinme hakkına sahiptir; ancak zenginleştiği ölçüde, işgörenin masraflarını ödemek ve giriştiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür.” Görüldüğü üzere bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı saldırıda bulunan kişi, bu saldırı dolayısıyla elde ettiği kazanımları hakkı ihlal edilene vermekle yükümlüdür. Dolayısıyla yukarıda yapılan açıklamalara ek olarak vekaletsiz iş görme sebebiyle hukuka aykırı bir kazanım elde eden kimse, talep halinde bu kazancı TBK md. 530’daki dava yoluyla kişilik hakkı ihlal edilene ve bu bağlamda kişisel verileri hukuka aykırı işlenen kişiye vermelidir. Kişisel verilerin günümüzdeki değeri de göz önünde bulundurulduğunda bir kimsenin kişisel verilerini işlemek suretiyle kazanç elde edilmesi mümkün hatta kişisel veri işlemenin en büyük amaçlarından birisi de elde edilecek kazançtır. Bu bağlamda KVKK’ye aykırı olarak işlenen veriler sayesinde elde edilen kazançların ilgili kişiye TMK ve TBK’deki anılan kurumlara başvuru suretiyle verilmesi mümkündür.

II. SONUÇ

Kişilik hakkının önemi göz önüne alındığında bu hakkın saldırıya açık olması sebebiyle etkin bir koruma sağlanması gerekmektedir. . Bu korumanın sağlanabilmesi için her ne kadar TMK kapsamında koruma yolları öngörülmüşse de günümüzde özellik kişisel verilere atfedilen değer de göz önüne alındığında bu korumanın yeterli olacağı tartışmalı hâle gelmiştir. Bu bağlamda KVKK kapsamında kişisel verilerin işlenmesine yönelik getirilen ilkeler, TMK’deki kişilik hakkının korunması kapsamındaki düzenlemelerin adeta yansımasıdır. Ek olarak TMK md. 25’de düzenlenen dava yollarının kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi durumunda uygulama alanı bulup bulmayacağı da tartışmalı bir husustur. TMK ve TBK’deki maddi ve manevi tazminat davalarının kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi durumunda da uygulama alanı bulacağı KVKK md. 11/1-ğ hükmüyle açıktır. TMK’deki diğer dava yollarının ise bir kısmının KVKK’de benzer şekilde ve geliştirilerek düzenlenmiş olması sebebiyle (özel hükmün uygulanması gerekliğinden kaynaklı olarak) uygulanamaması söz konusudur. Ancak KVKK’de yer almayan ve kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesiyle kişilik hakkının ihlal edilmesi durumunda genel hüküm niteliğinde olan TMK ve bu bağlamdaki koruma ve dava yollarına başvurulması mümkündür.

Av. Çağrı AYBOĞA

Çağrı Ayboğa