YAPAY ZEKANIN HUKUKTAKİ DÖNÜŞTÜRÜCÜ ETKİSİ

Temmuz 22, 2021 7 dakikada okuyabilirsiniz. 4 Görüntüleme

I. ETİK İLKELERİN BELİRLENMESİ

Hayatımızın teknolojiye dokunan her noktasında karşımıza çıkmaya başlayan ve gelişimini hızla sürdüren yapay zekanın hukuksal zemin üzerine oturtulması gerekliliği açıktır. Bu nedenle yapay zekanın sınırlarının çizilmesi konusunda yapılmış çalışmaları aktarmak gerekmektedir.

1950 yılında Isaac Asimov’un “Üç Robot Yasası” ndan başlayarak 18 Aralık 2018’de Avrupa Komisyonu Üst Düzey Uzman Grubu’nun yayımladığı etik ilkelere kadar birçok ilke yayımlanmıştır.

Asimov’a göre yapay zekanın etik ilkeleri şunlardır:

1) Bir yapay zekanın insana zarar verememesi ve insanın zarar görmesine engel olması gerekir.

2) Bir yapay zeka, bu ilkelerin birinci yasası ile çeliştiği yerler dışında, insanların verdiği talimatları yerine getirmek zorundadır.

3) Bir yapay zeka, birinci veya ikinci ilkeler saklı kalmak kaydıyla varlığını sürdürmelidir.

Avrupa Komisyonu Üst Düzey Uzman Grubu’na göre yapay zekanın etik ilkeleri[1] özet olarak  yapay zekanın iyilik yapma fırsatlarını kaçırmayacak, insanlara zarar vermeyecek ve sosyal yaşama uyum sağlayabilecek şekilde programlanması gerekmektedir.

Yaklaşık 70 yıl gibi bir süre geçtikten sonra dâhi yapay zekanın sınırlarının çizilmesindeki etik ilkelerin benzerliği şaşırtıcı olmakla birlikte günümüzde bir devletin etik ilkleri baz alarak bağlayıcı hukuk kuralı koyarak düzenleme getirdiğini söylemek mümkün değildir.

Yapay zekanın kendini idare eden, değiştiren ve geliştiren yapısı sebebiyle programlamanın iyi niyetli olması ihtimalinde dahi ortaya olumsuz bir durum çıkabilmesi mümkündür. Bilim-kurgu filmlerinde gördüğümüz ve dünyayı ele geçiren yapay zekaların ortaya çıkması artık düşük bir ihtimal değildir. Bugüne kadar yapay zekanın (yaratıcısı olan insanı aşarak) bir başka yapay zekayla iletişime girdiği durumlara tanık olduk[2]. Bu durumda çaresiz kalan insan yapay zekanın fiziksel varlığına son vermek (fişini çekmek) zorunda kalmıştır. Tam da bu nedenle yapay zekanın kontrol altında tutulabilmesi önem arz etmektedir. Burada da ilk görev yasa koyuculara sonra da yapay zekanın programlayıcılarına düşmektedir.

Yapay zekanın hukuksal altyapıya kavuşturulma meselesini bir kenara bırakacak olursak yazının asıl konusu olan hukuktaki dönüştürücü etkisi ele alınmalıdır.

II. AVUKATLIK MESLEĞİNDEKİ DÖNÜŞTÜRÜCÜ ETKİSİ

Tüm meslekler hatta yaşamın işleyişi içinde herhangi bir yapının otomatikleşmeye başlamasının karşılığı ona teknolojinin el atabileceğidir. Artık insana ait katma değerin söz konusu olmadığı işlerin teknolojik araçlarla insan müdahalesi olmadan yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Tam da bu noktada avukatlık mesleğinin icra edilişinin teknolojiyle iç içe olması da mesleğin geleceği açısından önem arz etmektedir.

Deloitte’a göre[3], 2036’da 100.000 yasal rol otomatik hale gelecektir. 2020’de hukuk şirketlerinin yeni bir yetenek stratejisi için “devrilme noktası” ile karşı karşıya kalacağını bildiriyorlar. Şimdi, tüm hukuk şirketlerinin, büyüme korkusunu benimseyerek başarısızlık korkusunu bir kenara bırakıp dahili yapay zeka uygulamalarını geliştirmeye başlayarak geleceğe hazır olmaları gerekmektedir. Hukuk mesleğini dönüştürmenin anahtarının yenilik olduğuna inanan birçok insan var. İşte tam da bu teknolojiye örnek olarak, “bir hukuk şirketi tarafından oluşturulan ilk yasal teknoloji girişimi” olan NextLaw Labs verilebilir[4]. Bu şitket temelde müşterilerine müstakbel yasal düzenlemeler ve bunların etkileri hakkında bilgi vererek onları hazırlamaktadır.

Görüldüğü gibi değişen teknoloji ve özellikle yapay zekanın geldiği nokta avukatlık mesleğinde ciddi değişimlere neden olacaktır. Kanaatime göre, avukatlık mesleğinin icrasında özellikle şablona dökülebilecek ve “kopyala-yapıştır” şeklinde oluşturulabilecek belgeler için avukatlara ihtiyaç duyulmayacaktır.

Bu bağlamda Rekabet Hukuku’ndan örnek vermek gerekirse; “birleşme-devralma” adı verilen ve temelde bir şirketin başka bir şirket tarafından devralınması veya iki şirketin birleşmesini konu edinen alanda “due diligence” adında bir işlem yapılmaktadır. “Due diligence”, devralınacak/birleşilecek şirketin; vergisel, hukuki, mali vb. gibi birçok açıdan durumunun net şekilde ortaya koyulması amacıyla yürütülen bir çalışmadır[5]. Burada, hedef şirketin taraf olduğu kira kontratları temlik edilme durumuna göre incelenmekte, tapuları belirli konulara göre gruplandırılmakta ve bunlar gibi birçok inceleme yapılarak şirketin adete “MR”ı çekilmektedir. Günümüzde şirket bilgileri “veri odaları”nda ve tamamen elektronik ortamda saklanmaktadır. Dolayısıyla hangi kategorilerde ne gibi verilere bakmasını bilecek şekilde programlanan yapay zekanın bir kira kontratında temlik edilemeyen unsurların varlığını veya şirket adına düzenlenmiş bir tapuda mahremiyet kaydı olup olmadığını tespit etmesi zor değildir. Bu tespitin avukatlık mesleği üzerindeki etkisi de önceden “avukat orduları” tarafından gerçekleştirilen bir işlemin saniyeler içinde yapay zeka tarafından gerçekleştirilebileceğidir.  Bu örneği somutlaştırmak adına boşanma, icra ve iflas ve sözleşmeler hukuku gibi alanlarda yapay zekanın mevcut uygulamalarına değinmek istiyorum.

“Yapay zekalı icra avukatı” isimli ROSS Intelligence, Amerika’daki eyalet hukuklarına göre çalışmalar yapabilen, kendisine sorulan İcra ve İflas Hukuku sorularına içtihat ve mevzuat taraması yaparak cevap verebilen temel hukuki belgeler hazırlayabilen, değişen kanun hükmü ve içtihatları anlayıp sistemini geliştirebilen yapay zekalı bir avukattır[6]. Ancak bu aşamada şirket, Ross’un duruşmalara katılamayacağını açıkladı.

Tipik bir boşanma anlaşması bir yıl veya daha fazla sürebilir ve Türkiye’de ortalama 10.000 TL’ye mal olabilir. “Her boşanmayı dostane kılma” hedefi ile Wevorce, çiftlere uygun bir maliyet karşılığında kendinden güdümlü bir çevrimiçi boşanma çözümü sunar. Çiftler “en iyi sonuçları” tanımlayabilir ve yapay zeka ile çalışan makine onları beş modülden ve özel durumları için alınması gereken tüm kritik kararlardan geçirir. Gerektiğinde rehberlik etmek için adım atabilecek yasal uzmanlar da bulunmaktadır[7]. Wevorce ile boşanacak çiftlerin boşanmaya ilişkin (nafaka, velayet, tazminat gibi ) konularda mutabık olması gerekmektedir. Zira Wevorce, çevrimiçi karar verebilen yapay zekalı bir hakim (henüz) değildir.

Bir sözleşmenin tanzim edilmesi için çoğu zaman hukuki desteğe ihtiyaç duyulmaktadır. Sözleşmenin niteliğini belirleyebilecek ve vekili olduğu tarafın zarara uğramasını önleyecek şekilde düzenlemeler yapabilen tek varlık insan değildir. Yapay zekalı avukat Rocket Lawyer bu konuda ve diğer bazı hukuki meselelerde hizmet sunmaktadır[8]

Görüldüğü üzere yapay zekanın avukatlık mesleğine etkisi dikkate değer ölçektedir. Bu aşamada önemle belirtmek gerekir ki yapay zekanın tüm avukatları işsiz bırakacağı, tüm mesleki alanları tasfiye edeceği gibi bir düşünceye kapılmak yersizdir. Gerçekten de yukarıda sayılan yazılımların yaratıcıları hukuk bürolarıdır. Buradan çıkarılması gereken sonuç, yapay zekanın mesleğimize müdahale etmeye başladığını kabul etmek ve yenilikleri uygulamak suretiyle gelişmektir. Ancak yapay zekayı yok sayarak yolumuza devam ettiğimiz veya onunla rekabete girdiğimiz durumlarda maalesef mesleğimizi icra etme konusunda zorlanacağız.

Yapay zekayı haiz “avukat”ların temel hukuki meselelerde insan avukatlarla rekabetine göz atmakta fayda görmekteyim.

Yapay zekayı avukatlık mesleğine entegre eden şirketlerden olan LawGeex, gerçek uyuşmazlıkları içeren dosyaları değerlendirme konusunda insan ve yapay zekalı avukatları karşı karşıya getirdi[9].

2017 yılında Londra’da 100’den fazla avukat içeren deneyde, belirli bir kredi kartı usulsüzlüğü için Finans Ombudsmanı’na yapılan yüzlerce gerçek başvuru incelendi. İnsan avukatların tahmininin doğruluğu %85 iken, bir yapay zekalı avukat programı, dosyaları kabul edip etmemeyi öngörmek için eğitildi ve %94  doğru karar verebildi. Yapay zekanın sonuca ulaşma süresi 26 saniye iken ortalama bir insan avukatınki 92 dakikadır[10].

Görüldüğü üzere; yapay zekayla mücadele içerisinde bulunmak, zaman ve güç kaybından başka bir sonuca ulaştırmayacak bir çabadır.


[1] Grubun etik ilkelerini ayrıntılı incelemek için bkz. https://ec.europa.eu/.(Erişim tarihi: 22.05.2019).

[2] https://www.istiklal.com.tr/haber/yapay-zeka-kontrolden-cikti/324597 (Erişim tarihi: 22.05.2019).

[3] https://www.legaltechnology.com/. (Erişim tarihi: 22.05.2019).

[4] Bu şirket hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. http://www.nextlawlabs.com/. (Erişim tarihi: 22.05.2019).

[5] ARIKAN, Mustafa; “Due Diligence Kavramı ve Şirket Birleşme ve Devralma Sözleşmelerinde Satıcının Sorumluluğu Hakkında Tbk Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirmeler”, s. özet kısmı.

[6] Detaylı bilgi için bkz. https://rossintelligence.com/. (Erişim tarihi: 22.05.2019).

[7] Detaylı bilgi için bkz. https://www.wevorce.com/. (Erişim tarihi: 22.05.2019).

[8] Detaylı bilgi için bkz. https://www.rocketlawyer.com/. (Erişim tarihi: 22.05.2019).

[9] https://www.lawgeex.com/. (Erişim tarihi: 22.05.2019)

[10] https://www.lawgeex.com/. (Erişim tarihi: 22.05.2019).

Çağrı Ayboğa